

Derbinin on ikinci dakikası,
On üç yıl önce,
Askerliğin on dördüncü günü,
Ercan Taner’in sesiyle sıçrıyorsun plastik sandalyeden
“Appiah döndü, kaleye baktı, yerden gol!
Appiah attı, Appiah attı. Fenerbahçe 1-0 önde!”
Kafanı şiddetle çarpıyorsun yukarıdaki zamazingoya
Tuttuğun takım dört nala koşarken şampiyonluğa
Umurunda olmuyor bedeninde açılan yara.
Dört nala koşan at o maç dörtlese de
Son düzlükte burun farkıyla geçilecek ezeli rakibine
Uzatmalarda Appiah gene kaleye bakacak
Bu kez atamayacak, şampiyonluk direkte patlayacak.
Ekranda Hakan Şükür ile Hasan Şaş sarmaş dolaş.
Bak şimdi nasıl da umurunda yara.
Çünkü ruhunda.
Bu trajediden birkaç hafta sonra,
Kırmızı Pazartesi romanını anımsatırcasına,
Öngörsen de önlem almadığın
Yeşil panjurlu hayallerden mustarip bir münasebet
Ankesörlü telefonda nihayetlenecek.
O resti çekecek, sen göreceksin.
Üzerinde yeşil kamuflaj, üzüleceksin.
Yürümeye devam edeceksin sonra
Yıllar sonra ruhsuz ama işlevsel bir rezidansta durduğunda
Kulüp televizyonundaki derbi özetleri bir soru düşürecek aklına;
Acaba hayatında taraftar irrasyonelliği kadar tutkulu yaklaştın mı hiçbir kadına?
Şeftalinin suyunu sıçratırken ekrana, yanıt bambaşka bir soruyla ilişecek dimağına;
Nasıl izleyeceksin ulan hafta sonundaki derbiyi katılman gereken düğünün ortasında!
25 Eylül 2019 / Ataşehir