
Yanağında atan kalp,
Az evvel ruhunu açtığın zihnin.
Hafif ve akışta artık için.
Tam da o nedenle farkındalığın dahi ötesinde
Duyumsuyorsun sevgiyi
Sıcak bir nefese
Eşlik eden tıkır tıkır bir ses
Kornişten işkilleniyorsun
Oysaki karıştığın, karışırken apıştığın bedenden geliyor ses
Yine sol yanından ama bu kez kolundan
Zamansızlık ütopyasını vakitsizlik gerçekliğine dönüştüren o medeni aksesuardan
İşveden ziyade şiveyle takılıyorsun ‘Çakaaal’ diye;
Bozulmuyor, gülüyor.
Bozulurdu oysaki…
Şükür ki geçtik o günleri
Yukarıdan gelen tak tak sesine ise işkillenmiyorsun
Yaz boyu kapatmaya üşendiğin dam katındaki sinekliklerden birinin çarpıntısı
Biliyorsun.
Sonra düşüncelere dalıyorsun
Tanrı’yı sezdiğini söyleyen bir filozofa,
Tanrı’ya inanır mısın sorusuna, ‘biliyorum’ yanıtını veren psikanalist eşlik ediyor
Aynı zaman ve mekâna denk gelmeseler de
Çiçek ekmiş olmasalar da el ele
İnsanlığın ortak bahçesine fidan diktiler bir şekilde
İşte bir aradalar gecenin bir yarısında zihninde
Benzer merakları olan insanların yolu kesişir elbette
Sana gelince;
Ne biliyor ne sezinliyorsun
Bir ütopya seninkisi
Bilmenin de sezinlemenin de
Ve hatta inancın da ötesinde
Bir duyumsama arayışı belki de
Tanrı’yı, Allah’a dönüştürecek bir tılsım hayali
Sonrası dersen;
Yar yanağından hallice
22 Eylül 2019 / Taşucu